Bulanık Mantığı en ‘berrak’ haliyle anlamak

Tahmini Okuma Süresi: 2 dakika

Arkadaşınızla birlikte bir resim sergisini dolaştığınızı hayal edin. Fotoğraf makinesiyle çekilmiş kadar gerçekçi gözüken portrelere ve hayranlık uyandıran manzaralara dalmışken, arkadaşınız da resimler hakkında çeşitli ‘önerme’lerde bulunuyor.

“Bu tuval, 35×50 cm formatında.”

“Bu resimde hiç sarı renk kullanılmamış.”

“Bu resim için 100 bin TL paha biçilmiş.”

Bu önermelerin her biri doğru ve ya yanlış olarak kabul edilebilir. Dahası, doğrulukları ve ya yanlışlıkları hakkında kesin hükümler vermek de mümkündür. Zira, önermelerin üzerinde durduğu konu hakkında bir uzman niteliğini taşıyan Ressam, tecrübelerinden ve bilgilerinden yola çıkarak önermeleri gerçekteki doğruluk değerleriyle (doğru ya da yanlış) eşleştirebilir. Peki, arkadaşınız şu önermede bulunsaydı;

“Bu resim güzeldir.”

Bu durumda, bu önermenin doğru ve ya yanlış olmasından bahsedilebilir miydi?

Ressamımız -pek âlâ kendi resmi olduğundan- önermeyi doğru kabul edebilir. Fakat ziyaretçilerden resmi hiç beğenmemiş birisi, bu önermenin yanlış olduğunu iddia edecektir. Bir başka açıdan, resmi tamamen içine sindiremeyen sanatseverler, bunun kısmen doğru olduğundan bahsedecektir. Tartışma ne kadar uzarsa uzasın, bu kadar ihtilafın arasından bundan önceki önermelerde olduğu gibi kesin bir hüküm çıkmayacağı muhakkak. Bunun sebebi, tartışanların estetik konusundaki yetersizliği değil, önermede geçen ‘güzellik’ kavramanın kişiden kişiye değişmeyen, nesnel ve ölçülebilir bir kavram olmaması. Yani göreceli olması.

İşte bu görecelilik, önermelerin yalnızca doğru ve ya yanlış olabileceğinden bahseden Aristo mantığını çıkmaza sürüklemektedir. Çünkü matematiksel olarak mantık, kelimelerle işlem yapmaktır ve zaten nesnel olan matematiğin içinde bu gibi öznel ifadelere yer vermek akıl kârı bir iş gibi durmaz. Üstelik yıllarca bu klasik Aristo mantığı kabul görülmüş ve bundan faydalanılmış. Hatta elektroniğin ve bilgisayar biliminin temelini Aristo mantığı oluşturmuş, öznellik işin içine katılmadan bilim sahasında her türlü gelişme sürdürülmüş. Fakat gerçek bu olsa dahi, insanların düşünceleri özneldir. Algıları, duyumsamaları, bakış açıları özneldir. Örneğin, günlük hayatta havanın sıcaklığından bahsederken “Bugün hava 24 santigrat derece” demek yerine “Bugün hava soğuk” ve ya “Bugün hava birazcık daha sıcak” deriz. Ya da “Kardeşimin boyu 154 cm” yerine “Kardeşim uzun boyludur” ve ya “Kardeşim orta boylu” deriz. Yani bir olguyu tanımlamamız, tecrübelerimize ve sezgilerimize dayanır ve genellikle muğlaktır. Çünkü duyu organlarımız ve düşünce şeklimiz, ne bir termometre ne de bir cetvel hassasiyetindedir. Bize özeldir, görecelidir. Bu yüzden Aristo mantığı, her ne kadar bilgisayarlarda işe yarasa da, insanın günlük hayatta kullandığı mantıkla bağdaşmaz. Doğru ve yanlışın ötesini paradoks olarak görür ve istisnai bir durum kabul ederek değerlendirmekten kaçınır.

İşte Bulanık Mantık, tam da bu doğru ve yanlışın ötesiyle, yani görecelilikle ilgilenir. Bulanık Mantık; insan mantığına, Aristo mantığından çok daha yakın bir yaklaşım getirmeyi hedefler. Günlük hayatta sıkça kullandığımız “az, çok, daha, biraz” gibi belirsiz ifadelerden belirli bir anlam çıkarmaya çalışır. Göreceliliğin belirsizliğini sistem içerisine anlamlı bir şekilde dahil ederek, bilgisayar ya da makinelere insan gibi düşünebilme eğilimi kazandırır.

Peki böyle bir eğilime neden ihtiyaç duyulur?

Bunun cevabı yine günlük hayatta karşılaştığımız durumlarda gizli, aslında. Çünkü günlük hayattaki bazı problemleri matematiksel olarak modelleyip çözümlemek yerine, sezgisel yaklaşımlarımızı kullanarak sonuca hızlıca ulaşmayı sıkça tercih ederiz. Örneğin marketten 1 kg portakal almak istediğimizi düşünelim. Poşete koyduğumuz bir kaç portakalı tarttık ve henüz istediğimiz kilogram seviyesinde olmadığını gördük. Bu durumda sepetteki her bir portakalın ortalama ağırlığını hesaplayıp, terazinin gösterdiği ağırlığa ekleyerek, 1 kg barajına kaç tane portakal ile ulaşabileceğimize karar vermek yerine; portakalları elimize alır, gözümüzle tartarız ve 1 kg’a yaklaşık bir değere ulaştığımızı terazi ekranında gördüğümüz anda problemimizi çözümlemiş oluruz.

Sonuç olarak Bulanık Mantık; Aristo mantığını da kapsayan, matematiksel olarak modellenemeyen veya bunun yerine, sezgisel yaklaşımların daha kolay ve kesin sonuçlar getirebileceği düşünülen problemler üzerinde kullanılan bir mantık modelidir. Günümüzde bilgisayar sistemlerinde sıkça kullanılır. Özellikle yapay zeka alanında, algoritmaların öğrenme kabiliyetlerini arttırmada kullanılır.

Bir cevap yazın